Ana içeriğe atla

BAHAR DALLARI PHOTOSHOOT'U VE SONRASINDAKİ ÇILGIN AFTER PARTY ( SPOILER: GÖZLEMECİYE GİTTİLER.)

Hello hello!

Blogun Instagram hesabında Cuma günü yayımladığım fotoğrafların (bkz. biraz aşağısı) aşırı heyecanlı çekim öyküsünü anlatıyorum.  Olaylar Ankara Üniversitesi Tandoğan Kampüsü'nde geçiyor. B. ile kampüsteki bahar dallarını görünce fotoğraflamadan duramadık. Daha doğrusu ben blog'a koymak için fotoğraf çekmek istedim; ancak aşırı beceriksizim bu konuda o nedenle B.'den rica ettim fotoğrafları çekmesini. Kendisi fotoğrafları telefon ile çekti; teknik imkansızlıkları bir kez daha vurgulamak isterim. Ancak eminim  gözü biraz gören herkes, benim çektiğim fotoğraflardan bayağı daha iyi olduğunu fark edecektir. B.'ye bir kez daha teşekkür edeyim bu vesileyle; bıkmadan usanmadan beğendiğim tüm ağaçları çekti. Instagram hesabına kaydırmalı fotoğraf koymanın da coşkusunu yaşadım bu sayede. Bu arada varsa şekliniz (Instagram hesabınız) takibe bekleriz. Fotoğraf çekimi elbette acıktırdı bizi; çünkü kolları falan kaldırmak gerekiyor. Ben de B.'ye arkasından sırt çantasını kaldırarak destek oldum. :D

Fotoğraf yine B.'den
Olaylar Tandoğan'da geçtiği için yemek için Dögol Caddesi'nde kampüsün hemen karşısındaki Hamur İşi'ne gittik. Ne sattıklarını gayet iyi anlatan bir isim. Menüde sarma var ve sanırım günlük ev yemeği de çıkıyor ama esas olay hamur işi: gözleme ve mantı. Burayı birkaç yıldır biliyorum ve yılda birkaç kez gidiyorum. Her gidişimde aynı şeyi yedim (biraz muhafazakarım galiba) ve memnun ayrıldım. Bu sefer zeytinyağlı sarmalarını denemek istemiştim ama sadece etli varmış gittiğimde. Kader yine sadık yarim olan patlıcanlı kaşarlı gözlemeyle buluşturdu beni. B. ise ıspanaklı kaşarlı tercih etti. Her ikisi de gayet güzeldi. Öncelikle, gözlemeler fazla yağlı değil; ayrıca üzerindeki yoğurt ve salça sosuna rağmen çıtırlığını koruyor epeyce. Salçalı sos, sadece salçalı sos, bazı başka yerlerdeki gibi yağda kavrulmuş kaşık kaşık baharat ve azıcık salça değil. Baharatınızı kendinize göre atıyorsunuz. Benzer yerlerdeki gibi her masada sumak, pul biber, nane ve nedense kekik var. (Her seferinde kim kekikli gözleme yer ki diye düşünmeden edemiyorum; başka yemeklerde sevdiğim halde.) Patlıcanlar güzelce kavrulmuş, tadını alıyorsunuz, konserve köz patlıcan değil. Ispanaklar da bence tam kıvamındaydı, kendinizi otlayan bir inek gibi hissetmeyeceğiniz kadar pişmiş ama dişe de geliyor, tam öldürmüyorlar. Sanırım hafifçe haşlıyorlar.

Bu tanıtımı yazmadan önce Zomato ve Foursquare yorumlarına baktım, puanların düşüklüğü beni şaşırttı. Çalışanlara suratsız demişler ve bazıları pek temiz bulmamış. Dediğim gibi birkaç yıldır ara ara gidiyorum ve iki yönden de şikayetim olmadı. Hatta ufak tefek kadın garson oldukça cana yakın ve güler yüzlü. Yemeklerin nasıl yapıldığını zaten görebiliyorsunuz, camla ayrılıyor gözleme ve mantı açıp sarma sardıkları yer. Özellikle tek başıma gitmişsem çalışanların kendi aralarındaki sohbetine kulak misafiri olmayı da seviyorum. Tek uyarım, eğer hava güzelse dışarıda oturmanız, üzerinize hamur ve kıyma kokusu sinebiliyor. Daha önce olmamıştı öyle ama son gittiğimde çıkınca kıyafetimin yemek koktuğunu fark ettim. Son olarak fiyatlar da uygun: iki soslu gözleme ve iki fincan çaya 22 TL ödedik.

Özetle, yolunuz Tandoğan'a düştüğünde acıkırsanız gözlemelerini deneyin derim; diğer yemeklerini bilmiyorum.

Ç.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Variante Breakfast & Coffee'de kahvaltı + Mazi Antika Cafe'de kahve

Variante 'yi bir gece kapalı olduğu bir saatte gördüm, logosu falan hoşuma gitti. Derken haftasonu gitmeye çalışma gafletinde bulunduk, rezervasyon gerekmekteymiş.* Hafta içi olunca boştu, sonra iki masa doldu ve tosun bir kedi geldi. Mekan tabelasından başlayarak oldukça hoş. Servis kasecikleri neşeli çiçekli şeyler. Hatta porselen kaşıklar geliyor, onlar bile desenli. Yani ortamı beğendik. Tek sıkıntı, dükkanın caddenin sabah güneşi alan tarafında olması. Epey bunaldık otururken, esmiyordu zira. Yemelere gelince, biz iki kişilik kahvaltı istedik, 55 TL. Gayet doyurucu, fiyat - lezzet - porsiyon dengeli. Kahvaltı şunlardan mürekkep: 5-6 çeşit peynir (hepsi lezzetli ancak olağanüstü değil) , yeşil-siyah zeytin, salata (evet söğüş değil adeta bir salata), salam (biz geri gönderdik), pişi, sigara böreği, domates ezmesi gibi bir şey, istediğiniz şekilde yumurta (biz omlet gibi istedik, gayet iyi pişmiş olması ziyadesiyle memnun etti), fındık kreması, tereyağ, vişne? reçeli (kava...

URUMÇİ UYGUR RESTAURANT

 Urumçi Uygur Restoranı denedik. Dostlar, midenizde salça ve sarımsağa yer açın ! Uzak doğu mutfağındaki eksik salçayı bulmuş koymuşlar ! Yediklerimiz: 1- Acılı patates (resmi yok) 2- Patlıcan ve fasulye kavurması 3- Nefis sebzeli et 4- Buharda pişmiş ekmek Sofraya oturur oturmaz da bir termos çay getiriyorlar. Bildiğiniz düz çay. Hani yeşil çay filan olsa daha iyi olurdu... Öncelikle, genel olarak memnun kaldığımızı belirtmeliyiz. Porsiyonlar büyük ve doyurucu. 4 kişi bunlarla fazlasıyla doyduk. Lezzete gelince, sebzeler güzel ve tatları aynıydı (salça ve sarımsak onları birleştirmişti), Asya usulü diriydi, hoşumuza gitti. Ekmek, hayatınızda görebileceğiniz en beyaz ekmek olabilir. Ayrıca tuzsuz idi. Yemeğin tadını dengeledi. Etli sebze yemeğinin içinde değişik bir mantar vardı, çiğne çiğne bitmez. Toplamda 76 TL ödedik. Bir daha gider miyiz? Evet ! Not: Çıkışta bi' büfeden naneli sakızınızı şekerinizi alın deriz. Ç.&N.

Bir zamanlar okuduklarımdan neleri not almışım?

(Şu an neler okuduğumu yazmaya üşeniyorum.) On yıl kadar önce okuduğum edebiyat kitaplarından hoşuma giden alıntıları bir defterde toplamaya başladım. Bunları bazısı ara ara aklıma düşer, bazısını deftere göz gezdirdikçe hatırlarım. Defterimi karıştırıp bazı alıntıları seçip yazmaya karar verdim. Çünkü bu aralar bir kitap yazısı yazmam gerekiyor. Karman çorman bir sürü şeyi bir arada okuduğumdan biraz zor geliyor şu an zihnimi toplayıp onu yazmak. Onun yerine halihazırda derli toplu olan bir şeylerden yazmayı tercih ettim. "Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin?" Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin? Bahar beni kendisine karşılık vermeye zorluyor. Her çiçeğine karşı bir çiçek, ılık esintilerine karşılık ciğerlerimden ılık bir nefes istiyor... Parlaklığına, hafifliğine, coşkusuna karşılık vermem gerekiyor. Bahar sunduğu her şeyi yaşamaya zorlayarak bana şiddet uyguluyor. Barış Bıçakçı, Bizim Büyük Çaresizliğimi...