![]() |
| Sayın Gox ile ilgisi yok. Konser çıkışı Tunus Caddesi'nde bir duvarda gördüğümüz Kim Jong Un resmi. Konserde resim çekmek aklıma gelmediği için bunu seçtim. |
Arkadaşım
A., Can Gox konserine gitmek istediğini söyleyene kadar kendisinin var olduğu
haricinde hiçbir fikrim yoktu hakkında. Ama bir denemeye karar verdim. Konsere
birkaç gün kala ev ödevimi yerine getirip dinlemeye başladığımda sevdim.
Çarşamba günü
Part I’de anlattığım yemekten apar topar çıkıp 6.45’e geldik. Ama gereğinden
yarım saat kadar erken gelmişiz, beklerken çalan müzikler de gerçekten kötüydü;
Türkçe pop/rock şarkıların dans versiyonları gibi şeyler. Tuvaletlerde ise
Queen, AC/DC falan çalıyordu, güzel müziğin çaldığı yer tuvalet olmasa orada beklemek
kulaklarım için daha cazipti. 6.45’e daha önce gitmiştim ama çok kalabalık bir zamandı,
içeriyi hiç hatırlamadığımı fark ettim. Beklerken epeyce vaktim oldu incelemek
için, duvarlarda yazılı Kaybedenler Kulübü muhabbetleri çok lüzumsuz geldi.
Konsere
gelince, seyirciyi başta biraz donuktu. Seyircinin donuk ve/veya ilgisiz olması
hep biraz sıkıntı yaratır içimde. Sahnedeki müzisyenlerin üzüleceğini
düşünürüm. Mesela daha önce gittiğim Beirut konserinde insanlar aralarında o
kadar çok konuşuyordu ki müziği duymakta zorlanıp, çok öfkelenmiştim. Neyse Çarşamba’ya
dönecek olursak, Can Gox da seyircileri canlandırmak için çabalamak durumunda
kaldı başlarda, sonradan seyirci toparlanınca ortam da daha neşeli oldu. Hatta
Can Gox’un çabalarını sevimli bulmakla beraber, biraz lisede sınıfın ilgisini
canlandırmak için çok da komik olmayan espriler yapan hocalara benzettim. Bir de çıkışta mekan çalışanlarına teşekkür etmesi hoşuma gitti, yeri gelmiş gibi olmuşken ekleyeyim.
Bolca
cover çaldılar konserde. Coverların bu kadar çok sevilmesi kafamı kurcalıyor
biraz. Kendimi de cover sevgisinin dışında tutmuyorum zaten. Yani şarkıların
tanıdık olması sevdiriyor elbette ama yani bu kadar mı az yeni ve güzel şey üretiliyor
da bunlara bu kadar sarıyoruz diye merak ediyorum. Mesela tamamen cover yapan
ve geçen Cumartesi beş veya altıncı kez izlediğim Hey Douglas’la Can Gox’un çaldığı
dört cover’ın aynı olması tesadüften ibaret olmasa gerek (Estarabim, Uzun İnce
Bir Yoldayım, Sigaramın Dumanı ve şimdi ne olduğunu hatırlamadığım bir tane daha.).
Bu
konserde dinlemenin beni en çok sevindirdiği cover Kum Gibi oldu. İlk kez çalmışlar
bir konserde. Çok da beğendim. Konser sırasında coşkuyla dinledim ama bir yandan
da hüzünlendim. Bütün seyirciyi bu kadar etkileyip coşturan bu şarkıyı canlı
olarak asla Ahmet Kaya’dan dinleyemeyecek olmamıza hüzünlendim. Sonra da bu
hüzne sebep olan koşulların hepsine yine çok öfkelendim.
Can Gox’un
kendi şarkılarından da çaldılar haliyle. Onları da sevmiştim zaten ödevimi
yaparken. 2013’te çıkmış bir albümü var. Sanırım seyirci coverları daha çok seviyor.
Muhtemelen tembellikten. Onlar ödevlerini yapmamış. A. Can Gox’un kendi
şarkılarını coverlardan daha çok sevdiğini söyledi. Sanırım seyircinin çoğuyla
hemfikir değil.
Konserde
seyirci demografisi çok hoşuma gitti. Onu da eklemeden edemeyeceğim. Artık 20’li
yaşların sonunda gece dışarı çıktığımızda çoğu zaman kendimizi ortamdaki en
yaşlılarda olarak buluyoruz. Bu sefer ortada bir yerde kalmış olabiliriz. Belki
de küçük kuzucuklar hafta içi çıkmayı tercih etmemişlerdir, Can Gox’un coverları
da daha yaşlıları çekiyor olabilir tabi.
Can Gox bir
kez daha geldiğinde yine giderim, umarım bu sefer hafta sonuna denk gelir. Daha
rahat ederim ve sonrasında da bir şeyler yapmak mümkün olur. 20’lerimin sonunda
olmakla beraber aynı masalı tekrar tekrar okutan ve aynı çizgi filmi tekrar
tekrar açtıran bir okul öncesi çocuk gibiyim konserlere gelince. Aynı kişiyi
tekrar tekrar izlemeyi seviyorum. Umarım 30+ üstü seyirci bizi yalnız bırakmaz
yine.
Ç.

arkadaşlar ben olayı yaşamış biri olarak hikayenin tamamen gerçek olduğunu ifade etmek isterim. o gece yaşananlar son derece güzel anlatılmış. A.
YanıtlaSil