Ana içeriğe atla

FIRINELLİ BİSTRO'DA KAHVALTI


Bugün Ç. İle geleneksel kahvaltımızı MadNut'ta yapalım dedik, ancak websitelerini güncellemedileri için hafta içi kahvaltılarının olmadığını öğrenip başka bir yer arayışına koyulduk. Refik Belendir'den aşağıya yürümeye başladık, Güvenlik Caddesi'nde önünden geçtiğimiz fırınlar ve kokuları nefsimizi sınayıp durdu ve en son dayanamadık sırf isminde "fırın" kelimesi geçiyor diye Fırınelli Bistro'ya girdik.
Oburluk cidden başa bela, önce iki kişilik kahvaltı söyledik (45 tl) ama gözümüz o peynirleri uzayan börekte kaldığı için ayrıca bir porsiyon da ondan söyledik (10 tl). Bir kere börek masanın highlight'ıydı. 
Geriye kalan onlarca yiyecek ve mekan hakkındaki fikirlerimiz ise şu şekilde:
Takdir ettiklerimiz:
Çeşitlilik. Gözümüz doydu masaya gelen bir sürü tabakla. 
Ürünler genel olarak taze ve yöresel idi. 
Çay taptazeydi.
Garson kadınlar çok güleryüzlüydü :)
Siyah klozetleri de güzeldi valla :))))
Takdir etmediklerimiz:
Ekmekleri poğaçadan bozma pastane ekmeğiydi.
Sahanda sucuklu yumurtaya ayrıca yağ koymaya gerek yok yahu, zira yumurta ve sucuklar yağda yüzüyordu resmen.
Genel olarak memnun kalktık. 
Ç. kahvaltı sonrası kahve krizine girdiği için yakınlardaki Nuts&Seeds'e girdik. Müzikler şahane, ortam sevimli, çok tarz bir sürahide masaya konan su çok güzel; tek sorun buram buram kokan brokoli çorbasıydı, ama o da ortamı cozy yapmaya yardımcı oldu. Resimdeki beyaz çikolatalı kuki de şahaneydi gerçekten. Yarısını yedik, diğer yarısı paketli, Ç.'nin çantasındaki en ilginç şey olarak bugünkü yolculuğuna devam etmekte...
N.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Variante Breakfast & Coffee'de kahvaltı + Mazi Antika Cafe'de kahve

Variante 'yi bir gece kapalı olduğu bir saatte gördüm, logosu falan hoşuma gitti. Derken haftasonu gitmeye çalışma gafletinde bulunduk, rezervasyon gerekmekteymiş.* Hafta içi olunca boştu, sonra iki masa doldu ve tosun bir kedi geldi. Mekan tabelasından başlayarak oldukça hoş. Servis kasecikleri neşeli çiçekli şeyler. Hatta porselen kaşıklar geliyor, onlar bile desenli. Yani ortamı beğendik. Tek sıkıntı, dükkanın caddenin sabah güneşi alan tarafında olması. Epey bunaldık otururken, esmiyordu zira. Yemelere gelince, biz iki kişilik kahvaltı istedik, 55 TL. Gayet doyurucu, fiyat - lezzet - porsiyon dengeli. Kahvaltı şunlardan mürekkep: 5-6 çeşit peynir (hepsi lezzetli ancak olağanüstü değil) , yeşil-siyah zeytin, salata (evet söğüş değil adeta bir salata), salam (biz geri gönderdik), pişi, sigara böreği, domates ezmesi gibi bir şey, istediğiniz şekilde yumurta (biz omlet gibi istedik, gayet iyi pişmiş olması ziyadesiyle memnun etti), fındık kreması, tereyağ, vişne? reçeli (kava...

URUMÇİ UYGUR RESTAURANT

 Urumçi Uygur Restoranı denedik. Dostlar, midenizde salça ve sarımsağa yer açın ! Uzak doğu mutfağındaki eksik salçayı bulmuş koymuşlar ! Yediklerimiz: 1- Acılı patates (resmi yok) 2- Patlıcan ve fasulye kavurması 3- Nefis sebzeli et 4- Buharda pişmiş ekmek Sofraya oturur oturmaz da bir termos çay getiriyorlar. Bildiğiniz düz çay. Hani yeşil çay filan olsa daha iyi olurdu... Öncelikle, genel olarak memnun kaldığımızı belirtmeliyiz. Porsiyonlar büyük ve doyurucu. 4 kişi bunlarla fazlasıyla doyduk. Lezzete gelince, sebzeler güzel ve tatları aynıydı (salça ve sarımsak onları birleştirmişti), Asya usulü diriydi, hoşumuza gitti. Ekmek, hayatınızda görebileceğiniz en beyaz ekmek olabilir. Ayrıca tuzsuz idi. Yemeğin tadını dengeledi. Etli sebze yemeğinin içinde değişik bir mantar vardı, çiğne çiğne bitmez. Toplamda 76 TL ödedik. Bir daha gider miyiz? Evet ! Not: Çıkışta bi' büfeden naneli sakızınızı şekerinizi alın deriz. Ç.&N.

Bir zamanlar okuduklarımdan neleri not almışım?

(Şu an neler okuduğumu yazmaya üşeniyorum.) On yıl kadar önce okuduğum edebiyat kitaplarından hoşuma giden alıntıları bir defterde toplamaya başladım. Bunları bazısı ara ara aklıma düşer, bazısını deftere göz gezdirdikçe hatırlarım. Defterimi karıştırıp bazı alıntıları seçip yazmaya karar verdim. Çünkü bu aralar bir kitap yazısı yazmam gerekiyor. Karman çorman bir sürü şeyi bir arada okuduğumdan biraz zor geliyor şu an zihnimi toplayıp onu yazmak. Onun yerine halihazırda derli toplu olan bir şeylerden yazmayı tercih ettim. "Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin?" Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin? Bahar beni kendisine karşılık vermeye zorluyor. Her çiçeğine karşı bir çiçek, ılık esintilerine karşılık ciğerlerimden ılık bir nefes istiyor... Parlaklığına, hafifliğine, coşkusuna karşılık vermem gerekiyor. Bahar sunduğu her şeyi yaşamaya zorlayarak bana şiddet uyguluyor. Barış Bıçakçı, Bizim Büyük Çaresizliğimi...