Ana içeriğe atla

Our Little Secrets II

by N.

NurÜş 32 yaşında bir mimar. Bu aralar Ankara'yı pek sevmiyor ve çantasındaki en ilginç şey "yatıştıran ilaçları". Fotoğrafı bunu temsilen çekmiş ve işte küçük sırları:
1. Yakın bir zamanda neden utandın?
Daha bu akşam kalabalık bir restoranda sandalyesine sürtünerek geçmek zorunda kaldığım kızın önce montunu ve atkısını iğrenç durumdaki yere düşürdüm sonra onları kaldırayım ve iyilik olsun diye de hafif silkeleyim derken o düşen atkıyı kızın yemeğinin içine soktum. Kızın bakışını unutamayacağım. 
2. Bir güzellik sırrını paylaşır mısın?
Çok fazla bir güzellik sırrım yok ama saçlarım ince telli bir de kıvırcıkımsı o yüzden kırılmasınlar diye yağlı serumlar kullanıyorum. Saçlarımı iyi yapıyor, seviyorum.

3. Yakınlarda okuyup okuduğuna pişman olduğun bir kitaptan bahseder misin?
Umberto Eco’nun Gülün Adı, her elime aldığımda neden ben bu kitabı okuyorum diye düşündüm ve az kalmasına rağmen sonunu getiremedim. 

4. Bir oburluk sırrını paylaşır mısın? 
Bol tahin ve azıcık pekmez. Kaşık kaşık da yiyebilirim, ekmek ekmek de. Ancak geçen aylarda sadece o şekilde beslendiğim için bir tiksinti olmadı değil. 

5. Son zamanlarda kullanıp çok memnun kaldığın herhangi bir ürünü tanıtır mısın?
Bir ürün değil ama bir program söyleyebilirim; Modern Sabahlar. Gece gündüz, banyoda, yolda, işte her yerde bu aralar sürekli podcast dinliyorum. Hatta geçen gece adamların ‘bet ses’lerini dinleyerek uyuyakalmışım. 

6. Şu an çantanda bulunan en ilginç obje nedir?
Yatıştıran ilaç diyim siz anlayın. Bu zamana kadar böyle bir ilaç kullanmamıştım ancak endişe ve kaygı durumum doktoruma yüksek göründü ki papatya çayından o ilaca terfi ettim.

7. Senin için Ankara’da en önemli yer neresi ?
Ankara çok boktan bir şehir oldu. Eskiden önemli yerleri vardı benim için ama şimdi… Bu soruya cevap vermek de oldukça zor. Kendimi son dönemde gittiğimde iyi hissettiğim bir yer söyleyeyim en azından; Tunalı’daki büyük kitapçı. Bir tuvaleti olması ayrı bir rahatlık katıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Variante Breakfast & Coffee'de kahvaltı + Mazi Antika Cafe'de kahve

Variante 'yi bir gece kapalı olduğu bir saatte gördüm, logosu falan hoşuma gitti. Derken haftasonu gitmeye çalışma gafletinde bulunduk, rezervasyon gerekmekteymiş.* Hafta içi olunca boştu, sonra iki masa doldu ve tosun bir kedi geldi. Mekan tabelasından başlayarak oldukça hoş. Servis kasecikleri neşeli çiçekli şeyler. Hatta porselen kaşıklar geliyor, onlar bile desenli. Yani ortamı beğendik. Tek sıkıntı, dükkanın caddenin sabah güneşi alan tarafında olması. Epey bunaldık otururken, esmiyordu zira. Yemelere gelince, biz iki kişilik kahvaltı istedik, 55 TL. Gayet doyurucu, fiyat - lezzet - porsiyon dengeli. Kahvaltı şunlardan mürekkep: 5-6 çeşit peynir (hepsi lezzetli ancak olağanüstü değil) , yeşil-siyah zeytin, salata (evet söğüş değil adeta bir salata), salam (biz geri gönderdik), pişi, sigara böreği, domates ezmesi gibi bir şey, istediğiniz şekilde yumurta (biz omlet gibi istedik, gayet iyi pişmiş olması ziyadesiyle memnun etti), fındık kreması, tereyağ, vişne? reçeli (kava...

URUMÇİ UYGUR RESTAURANT

 Urumçi Uygur Restoranı denedik. Dostlar, midenizde salça ve sarımsağa yer açın ! Uzak doğu mutfağındaki eksik salçayı bulmuş koymuşlar ! Yediklerimiz: 1- Acılı patates (resmi yok) 2- Patlıcan ve fasulye kavurması 3- Nefis sebzeli et 4- Buharda pişmiş ekmek Sofraya oturur oturmaz da bir termos çay getiriyorlar. Bildiğiniz düz çay. Hani yeşil çay filan olsa daha iyi olurdu... Öncelikle, genel olarak memnun kaldığımızı belirtmeliyiz. Porsiyonlar büyük ve doyurucu. 4 kişi bunlarla fazlasıyla doyduk. Lezzete gelince, sebzeler güzel ve tatları aynıydı (salça ve sarımsak onları birleştirmişti), Asya usulü diriydi, hoşumuza gitti. Ekmek, hayatınızda görebileceğiniz en beyaz ekmek olabilir. Ayrıca tuzsuz idi. Yemeğin tadını dengeledi. Etli sebze yemeğinin içinde değişik bir mantar vardı, çiğne çiğne bitmez. Toplamda 76 TL ödedik. Bir daha gider miyiz? Evet ! Not: Çıkışta bi' büfeden naneli sakızınızı şekerinizi alın deriz. Ç.&N.

Bir zamanlar okuduklarımdan neleri not almışım?

(Şu an neler okuduğumu yazmaya üşeniyorum.) On yıl kadar önce okuduğum edebiyat kitaplarından hoşuma giden alıntıları bir defterde toplamaya başladım. Bunları bazısı ara ara aklıma düşer, bazısını deftere göz gezdirdikçe hatırlarım. Defterimi karıştırıp bazı alıntıları seçip yazmaya karar verdim. Çünkü bu aralar bir kitap yazısı yazmam gerekiyor. Karman çorman bir sürü şeyi bir arada okuduğumdan biraz zor geliyor şu an zihnimi toplayıp onu yazmak. Onun yerine halihazırda derli toplu olan bir şeylerden yazmayı tercih ettim. "Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin?" Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin? Bahar beni kendisine karşılık vermeye zorluyor. Her çiçeğine karşı bir çiçek, ılık esintilerine karşılık ciğerlerimden ılık bir nefes istiyor... Parlaklığına, hafifliğine, coşkusuna karşılık vermem gerekiyor. Bahar sunduğu her şeyi yaşamaya zorlayarak bana şiddet uyguluyor. Barış Bıçakçı, Bizim Büyük Çaresizliğimi...