Ana içeriğe atla

SABIR SAHİPLERİNE ALIŞVERİŞ TAVSİYESİ: NABU

by Ç.

Son iki gündür iki farklı Nabu'dan alışveriş yaptım. Sonra da kendime dedim ki: What a wonderful world! Hayır, öyle demedim elbette. Burayı neden tanıtmıyorum ki dedim kendi kendime.

Tişörtler yukarıdan aşağı 30 TL - 30 TL - 12,5 TL, etek 40 TL
Nabu aslında bir tür export'çu; ancak sadece export'çu olarak tanımlamak haksızlık olur. Bir kere getirdikleri kıyafetler bence ihraç fazlası mallardan rastgele alınıp koyulmuş değil, seçerek aldıklarını düşünüyorum. Dükkanların vitrininden bile belli zevkli oldukları. Çok çeşitli markaların ürünlerini bulabiliyorsunuz; aldığınız şeylerin üzerinde yazan marka ve fiyatlarını bir google'layın derim. Normalde kendi mağazasında görsem beğensem bile hayatta o kadar para ver(e)meyeceğim şeyleri almak hoşuma gidiyor, ne yalan söyleyeyim. Türkiye'de normalde mağazası ve dolayısıyla satışı olmayan pek çok marka da bulabiliyorsunuz. Bunları markalarını önemsediğimden demiyorum; ekonomik ve/veya coğrafi koşullar nedeniyle başka türlü edinemeyeceğim kıyafetler almayı seviyorum. Hem bu şekilde herkesin üzerinde olanlardan biraz daha farklı şeyler bulabiliyorum bazen.

Etekler 15'er TL (Evet, aynı şeyin farklı
 renklerini almayı seviyorum.)
Fiyatlara gelince, maalesef burada da sadece export'çu diyemiyoruz Nabu'ya; özellikle sezon ürünleri için ucuz diyemem. Öte yandan sezonda gidip Mango gibi bir yerden benzer bir alışveriş yapsanız ödeyeceğinizden daha ucuza gelebileceğini söyleyebilirim. Mango örneğinden devam edelim; şimdi açıp baktım web sitelerine, 40-80 TL arası değişiyor şu an yeni ürün tişörtler. Nabu'da beğendiklerim 20-30 TL civarındaydı. Dolayısıyla sezonda başka yerden alacağınızdan daha uygun şeyler bulabilirsiniz. Ayrıca her daim %50 indirimli ürünlerin olduğu bir köşe var mağazalarında, buralarda biraz ararsanız çok uygun fiyata harika şeyler bulabilirsiniz. (Bkz. 15 liralık eteklerim, bunları düğün derneğe bile giyerim.)

Ben buradan daha çok etek, tişört ve elbise alıyorum. Yazın malzemesi doğal pamuklu, modal veya viskoz olan giysiler bulmak mümkün, kışın da yün oranı yüksek sıcacık tutan etekler bulabiliyorsunuz. Pantolonları modellerin ne olduğunu açıkça görebildiğim yerlerden almak daha kolay geliyor, askıdaki sıra sıra pantolonlardan seçmektense. Trikolarda etiketler genelde kesilmiş olduğundan malzemesinin ne olduğunu bilmediğim şeyler almak istemiyorum; görünüşleri de daha ziyade akrilik veya polyester gibi oluyor.

Ankara'da sanırım iki Nabu kaldı; bir tanesi Yıldız'da, altta adresini görebilirsiniz. Ben evime yakın olduğu için hep buraya gidiyordum; Cuma günü arkadaşıma göstermek istediğim için Bestekar Sokak'takine girdim. Her iki dükkandaki ürünler hemen hemen aynı. Yıldız'daki dükkan ise çok daha büyük ve ferah, böylece daha rahat tarayabiliyorsunuz askıları ve bunalmadan bir şeyler aramak için daha çok sabrınız oluyor. Önceden ODTÜ'de de bir dükkanları vardı ama sanırım kapanmış, Instagram hesaplarında sadece Yıldız ve Bestekar'dan söz ediyor çünkü. Hatta web sitelerinde Kaş'ta da yerleri olduğu yazıyor ama oranın akıbetinden de emin olamadım; oysa açıksa orada iş isteyecektim. :D

Buradan alışveriş yaparken para dışında ihtiyacınız olan şey zaman ve sabır: çünkü askılarda biraz sıkışık vaziyette duran giysilerden hoşunuza gidecek bir şeyler seçmek ve eğer bulduğunuz sizin bedeninize uygun değilse, farklı bedenler alt kattaki depoda olduğundan çalışanların istediğiniz bedeni bulup getirmesini beklemek gerek.

Son iki alışverişte aldığım giysilerin fotoğraflarından sabrın sonunun selamet olduğunu görebilirsiniz. Yolunuz düşerse ve vaktiniz varsa girip bir göz atın derim.

Ç.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Variante Breakfast & Coffee'de kahvaltı + Mazi Antika Cafe'de kahve

Variante 'yi bir gece kapalı olduğu bir saatte gördüm, logosu falan hoşuma gitti. Derken haftasonu gitmeye çalışma gafletinde bulunduk, rezervasyon gerekmekteymiş.* Hafta içi olunca boştu, sonra iki masa doldu ve tosun bir kedi geldi. Mekan tabelasından başlayarak oldukça hoş. Servis kasecikleri neşeli çiçekli şeyler. Hatta porselen kaşıklar geliyor, onlar bile desenli. Yani ortamı beğendik. Tek sıkıntı, dükkanın caddenin sabah güneşi alan tarafında olması. Epey bunaldık otururken, esmiyordu zira. Yemelere gelince, biz iki kişilik kahvaltı istedik, 55 TL. Gayet doyurucu, fiyat - lezzet - porsiyon dengeli. Kahvaltı şunlardan mürekkep: 5-6 çeşit peynir (hepsi lezzetli ancak olağanüstü değil) , yeşil-siyah zeytin, salata (evet söğüş değil adeta bir salata), salam (biz geri gönderdik), pişi, sigara böreği, domates ezmesi gibi bir şey, istediğiniz şekilde yumurta (biz omlet gibi istedik, gayet iyi pişmiş olması ziyadesiyle memnun etti), fındık kreması, tereyağ, vişne? reçeli (kava...

URUMÇİ UYGUR RESTAURANT

 Urumçi Uygur Restoranı denedik. Dostlar, midenizde salça ve sarımsağa yer açın ! Uzak doğu mutfağındaki eksik salçayı bulmuş koymuşlar ! Yediklerimiz: 1- Acılı patates (resmi yok) 2- Patlıcan ve fasulye kavurması 3- Nefis sebzeli et 4- Buharda pişmiş ekmek Sofraya oturur oturmaz da bir termos çay getiriyorlar. Bildiğiniz düz çay. Hani yeşil çay filan olsa daha iyi olurdu... Öncelikle, genel olarak memnun kaldığımızı belirtmeliyiz. Porsiyonlar büyük ve doyurucu. 4 kişi bunlarla fazlasıyla doyduk. Lezzete gelince, sebzeler güzel ve tatları aynıydı (salça ve sarımsak onları birleştirmişti), Asya usulü diriydi, hoşumuza gitti. Ekmek, hayatınızda görebileceğiniz en beyaz ekmek olabilir. Ayrıca tuzsuz idi. Yemeğin tadını dengeledi. Etli sebze yemeğinin içinde değişik bir mantar vardı, çiğne çiğne bitmez. Toplamda 76 TL ödedik. Bir daha gider miyiz? Evet ! Not: Çıkışta bi' büfeden naneli sakızınızı şekerinizi alın deriz. Ç.&N.

Bir zamanlar okuduklarımdan neleri not almışım?

(Şu an neler okuduğumu yazmaya üşeniyorum.) On yıl kadar önce okuduğum edebiyat kitaplarından hoşuma giden alıntıları bir defterde toplamaya başladım. Bunları bazısı ara ara aklıma düşer, bazısını deftere göz gezdirdikçe hatırlarım. Defterimi karıştırıp bazı alıntıları seçip yazmaya karar verdim. Çünkü bu aralar bir kitap yazısı yazmam gerekiyor. Karman çorman bir sürü şeyi bir arada okuduğumdan biraz zor geliyor şu an zihnimi toplayıp onu yazmak. Onun yerine halihazırda derli toplu olan bir şeylerden yazmayı tercih ettim. "Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin?" Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin? Bahar beni kendisine karşılık vermeye zorluyor. Her çiçeğine karşı bir çiçek, ılık esintilerine karşılık ciğerlerimden ılık bir nefes istiyor... Parlaklığına, hafifliğine, coşkusuna karşılık vermem gerekiyor. Bahar sunduğu her şeyi yaşamaya zorlayarak bana şiddet uyguluyor. Barış Bıçakçı, Bizim Büyük Çaresizliğimi...