| 2. günün higlight'ı Beyaz Yalı |
Alışveriş
Daha sonra S. Teyze’nin önerilerine uyarak Ayvalık’a
alışverişe gittim. Dolmalık fıstık, Güler Pastanesinden acıbadem kurabiyesi,
zeytin, zeytinyağı, sabun, zeytin kolonyası, severseniz kuru lor tatlısı
buradan alınabilecek şeyler. Yine lor ve Ayvalık tulumu da alınabilir ama
bozulmasından endişelendiğim için almadım. (Gediz, Demirci veya Darbuka’dan
almamı önerdiler süt ürünlerini.) Zeytin ve zeytinyağını Kürşat’tan aldım.
Ankara Kalesindeki Zeytinhane’de de bu markanın ürünlerini bulabilirsiniz.
Sabun ve kolonyayı dolaşırken denk geldiğim Damlarca ve Cömert diye
dükkanlardan aldım.
Tatlı + kahve faslı
İmren’de lor tatlısını deneyebilirsiniz, insanın genzini yakıyor şekeri, ama adet yerini bulsun diye yedim. Karadut dondurmasıyla beraber yemenizi öneririm. (5 TL)
İmren’de lor tatlısını deneyebilirsiniz, insanın genzini yakıyor şekeri, ama adet yerini bulsun diye yedim. Karadut dondurmasıyla beraber yemenizi öneririm. (5 TL)
Alışverişlerden ve tatlı faslından sonra gazetemi alıp yine
Ares’e oturdum gazete okuyup kahve içmek için. Hem de acıkmayı beklemem
gerekiyordu. Sandalyemin yanında sere serpe yatan bir köpüşü epey geç fark
ettim. O kadar umursamadı ki varlığımı. Kalkamama yakın bir ana-kız oturacak
yer arıyordu, kalkacağımı söyleyerek onları davet ettim. Biraz sohbet ettik
havadan sudan. Genel olarak esnaf da konuşkan, ayrıca sokakta hapşırdığımda
“İyi yaşa!” dedi birisi. Konuşkan insanlar vesselam, hem yerlisi hem de
buraların havasından etkilenen tatilcisi için geçerli sanırım.
| Çünkü emeklilik kahvelerde oyalanmayı gerektirir. |
Biraz daha dolaştım kahveden sonra, tadını çok beğendiğim
cibes otunu sordum ama bulamadım. Sabah hepsi satıldı dedi manavlardan bir
tanesi. Sarıkız vardı ama onu sevmemiştim zaten. Beystone adlı bir incik
boncukçudan birkaç tane kolye aldım. Fiyatlar turistik değil, Ankara’da
Everybody’s :D Nişantaşı pazarındaki fiyatlar da böyle.
Mehmet Ustaaaağ!
Yeterince acıkacak kadar dolaştıktan sonra öğle yemeği için
Mehmet Usta’nın esnaf lokantasına gittim. Burayı Eylül’de geldiğimde denemiştim
ve tek kelimeyle şahaneydi tattığım her şey. Kabak çiçeği dolması yemeyi
umuyordum ama herhalde henüz mevsimi değildi, yapmamışlardı. Enginar, semizotu,
yaprak sarma ve iç bakladan oluşan bir tabak istedim yoğurt ile (25 TL).
Normalde hiç sevmem baklayı ama Mehmet Usta’ya güvenip onu da denedim ve
gerçekten sevdim bu sefer. Bu arada sokakta el arabalarında satılan devasa
baklalara karta kaçmış bu baklaları niye satıyorlar ki diye bakıyordum, her şey
aydınlandı, iç bakla için satıyorlarmış demek. Semizotu güzeldi, sarmalar
mükemmeldi. Yalnız enginarı pek sevmedim, ılık servis edilmesine alışık
olmadığım için, bir de saplı bıraktıklarından yemesi zor olduğu için. Bana yemek yapmayı öğret Mehmet Ustaaağ!!!
| Beyaz Yalı'da manzara |
Beyaz Yalı
Oradan kalkıp biraz dolaşmaya ve kahve ve bira içmek için S. Teyze’nin önerdiği Beyaz Yalı’yı aramaya koyuldum. Burası bir butik otelmiş ama kafe/lokanta olarak da oturmak mümkün. Kendisi burayı şöyle tanımlamıştı: “Bazen âşık olduğun bilinmesin istersin ama o kişiden herkese söz etmeden duramazsın ya, burası için de öyl
e hem kimse bilmesin, bana kalsın istiyorum
bir yandan da herkese anlatmadan duramıyorum.” İyi ki kendisine saklamamış
burayı. O kadar güzel bir manzarası var ki ve binanın kendisi de o kadar güzel
ki… Burada oturup denizi seyrettim uzun uzun, biraz geleceğimi düşündüm. Sonra dayanamayıp bu civardaki emlak
fiyatlarına baktım sanki alabilecekmişim gibi. Kahvemi içeride içtim, içerisini
de sevimli buldum dekoru biraz fazla karmaşık bulmakla beraber. Bu arada Ayhan Sicimoğlu da bu otelde
kalırmış, onu öğrendim.Oradan kalkıp biraz dolaşmaya ve kahve ve bira içmek için S. Teyze’nin önerdiği Beyaz Yalı’yı aramaya koyuldum. Burası bir butik otelmiş ama kafe/lokanta olarak da oturmak mümkün. Kendisi burayı şöyle tanımlamıştı: “Bazen âşık olduğun bilinmesin istersin ama o kişiden herkese söz etmeden duramazsın ya, burası için de öyl
Sarımsaklı’ya döndüm akşamüzeri, bu arada A.’nın işleri de
bitmiş, biraz muhabbet ettikten sonra Ni.’nin annesi, teyzeleri ve
anneannesiyle arabanın patlayan lastiğini yaptırmak üzere Ayvalık’a gittik yine
(talihsizlikler peşimizi bırakmadı anlayacağınız). Biraz daha dolaştık, kumda
pişirilen Girit leblebisi de ünlüymüş, bu turda biraz da ondan aldık. Akşam
yemeğini otelde yedik, Ni.’nin ailesiyle muhabbet ederek.
Hisli duygular & teşekkürler
Ertesi gün de erkenden yola çıkıp Ankara’ya döndük. Aslında
bu yolculuğa gelirken tereddütlerim vardı, en başta A.’nın o kadar uzun süre
araba kullanmasına sebebiyet vermek olmak üzere. Ayvalık’a varınca aslında beni
başka bir sorunun beklediğini anladım; buraya en son geldiğim Eylül ayında
hakikaten kendimi hiç de iyi hissetmiyordum. Buna rağmen çok güzel zaman geçirmiştim; hatta
bu yaz öğrendim ki insanın ruh halinin kötü olmasıyla iyi vakit geçirmesi bazen
bir arada olabiliyor. Ayvalık’a vardığımız gece odada yalnız kaldığım gibi o
berbat ruh hali yine beni ele geçirdi, gelecek iki günü nasıl geçireceğimi
bilemedim, hatta biraz pişman gibiydim. Ertesi sabah kalktığımda bundan geriye
bir şey kalmamıştı. Güzel bir değişiklik oldu. A.’ya, Ni.’ye S. Teyze, V. Teyze
ve N. Teyze’ye çok çok teşekkürler!
Çınar Otel & Palm Court
Otelden en sonda söz ediyorum
yazının içine yerleştiremediğim için. Çınar Otel’de kaldık. (***) Ön binada
tüm odalardan deniz gözüküyor, perdeyi açık bırakırsanız uyandığınızda deniz
görebilirsiniz. Ben tam karanlık sevdiğimden bunu yapmadım ama mümkün yani.
Odalar tertemiz, yataklar acayip konforlu. Odalarda hiçbir eksik yoktu, örneğin
kaldığım beş yıldızlı bir otelde duş bonesi isteyince gelmesi yarım saatten
fazla sürmüştü; insan acelesi olunca hissediyor bu tür ufak tefek şeylerin
eksikliğini. Yemekler çok lezzetli.
Otelin lobi müziği dikkat çekici derecede iyi seçilmiş. Denizin dibinde
olduğunu da belirteyim bu arada. Ayrıca işletmeciler çok tatlı. Ayvalık’ta daha
önce Palm Court’ta da kaldım, burası 2+1 düzende dairelerin olduğu bir apart
otel. Odalar son derece zevkli döşenmiş, yani bir yazlık evim olsa direkt aynı
mobilyaları isteyebilirim. Burası da tertemiz ve yine denizin dibinde.
Yine her zamanki gibi, daha çok fotoğraf için varsa şekliniz insta'ya bekleriz!
Acıbadem kurabiyesi hakikaten şahane idi :)))
YanıtlaSilN.