Ana içeriğe atla

Our Little Secrets IV

Du'nun "objeler birliği" makyaj çantası

By N.

Du 25 gibi gösteren 38 yaşında bir Ankaralı. Kendisi benim zihnimde tek başına üstlendiği zorlukları sessiz sedasız aşması ve her daim yaratıcılığıyla yer etmiş durumda. Ve işte Du'nun küflü köy peyniri, macera dolu balayı ve 'objeler birliği makyaj çantası'nı içeren minnoş sırları:

 1. Bir güzellik sırrını paylaşır mısın?
Hmm. Güzellik derken :) Ürün kullanamıyorum genelde alerjik yapım nedeniyle. Kullanırsam da cruelty-free ürün tercih ediyorum. Belki uyku olabilir. Kolay uyuyabilmek sadece güzellik için değil hayatı kolaylaştırdığı için de önemli bence. Her yerde ve her zaman uyuyabilmek gibi bir özelliğim var, bunu seviyorum.

2. Son zamanlarda kullanıp çok memnun kaldığın herhangi bir ürünü tanıtır mısın?
CF ürünlerin tümü. Memnun kalmanın ötesinde ilkesel bir tutum oldu benim için. Netflix de var mesela. Bebeyle sinema gecesi yapıp animasyon falan izliyoruz. Sonra o uyuyakalıyor..

3. Bir oburluk sırrını paylaşır mısın ?
Koca bazlama ekmeği arasına küflü köy peyniri koyup, ısıtıp yemek. Tam İç Anadolulu kökenlerimi yansıtıyor 😀 Tahin pekmeze bağımlılığım ile yarışır kendisi..

4. Seyahat ettiğin yerler arasında en unutulmazı hangisiydi ve neden?
İki seyahatten bahsedeceğim. İlki balayım. Müstakbel eşimin düğün hazırlıkları sırasında yurtdışında olması ve telefonda "Nice'de denize giriyorum, buralar çok güzel" demesiyle bir anda karar verip Üsküp gidiş dönüş bileti almıştım ve balayını Balkanlarda 10 gün 6 ülke gezdiğimiz bir seyahatle tamamlamıştık. Giderken bir arkadaşımız da yanımızdaydı, evet balayı bu🙂  Önce bir konferansta sunum yaptık, 3 gün arkadaşımızla Türklerin yoğun yaşadığı yerlerde takıldıktan sonra bir ara kullanırken sisten ve yağmurdan kaza yapayazdığım kiralık arabamız, oradan bulduğumuz bir Balkanlar haritası (evet, navigasyon cihazı vs yoktu) ve türlü macera ile unutulmaz bir seyahatti. Bu seyahati en unutulmaz kılan da Arnavutluk'a neden "kartallar ülkesi" dendiğini anladığımız, uçağa yetişmek için B'nin 18 saat kesintisiz araba kullandığı Kukes yoluydu. Gecenin bir vakti sol yanımız uçurum, sağ yanımız dağ olan yolda ilerlerken su birikintisi sandığımız bir karaltıyı yavaşça ve dağa yanaşarak geçmiştik. Geçtikten sonra yolun aslında çökmüş olduğunu farketmiş ve arabayı durdurup yaklaşık 10 dakika şoku atlatmaya çalışmıştık. Yolda giderken çok kez 'burada öleceğiz ve kimsenin bundan haberi olmayacak, bizi hiç bulamayacaklar' diye düşünmüştüm. Bir de Hollanda var. İlk gittiğimiz gece kuzenim bizi bir coffee shopa sonra da Holland Casino'ya götürmüştü. Sonradan öğrendik ki, kumarhanelere oksiyen basıyorlarmış :) Yine araba kiralayıp Paris'e doğru yola çıkmadan önce Rotterdam'ı görelim dedik. Kente girer girmez bir Hollanda Casino bulduk ve sabahtan akşama kadar 8 saat hiç mekandan çıkmadan takıldık. Lille'de otele yetişmeyecek olsak 18 saat daha kalabilirdik. Rotterdam'ı hiç gezmedim, ne güzeldir falan diyenlere de "Aa evet hele köprüler vs var diyorum", sonradan kenti googlelayıp edindiğim bilgilerle gezmiş kadar oldum :) 

5. Yakınlarda okuyup okuduğuna pişman olduğun bir kitaptan bahseder misin?
Atanamayanlar. Bir tanıdığın tavsiyesiyle almıştım. Cebeci ile 21 yıllık ilişkim resmi olarak yeni bitmiş olmasına rağmen ruhen kopmuşum, onu farkettim. Ya belki de iyidir bilemem ama bana pek iyi gelmedi işte..

6. Şu an çantanda bulunan en ilginç obje nedir?
Objeler birliği makyaj çantam. Kendisine saklı hazine sandığım muamelesi yapıp, çantadan hiç çıkarmıyorum. İçinde bir rimel var, ama uzun süredir alerjiden gözüme bir şey süremiyorum. Ayrıca 3 farklı tonda kırmızı ruj, bir pudra rengi ruj, iki de dudak nemlendiricisi var. Ki ruj sürmeyi de unuturum çoğunlukla. Ayrıca yara bantları, çocuk tırnak makası, göz damlaları, USB bellekler ve başka ıvır zıvırlar.. Ağır bir de, yer de kaplıyor ama uzun süredir çantamda taşıyorum, niye bilmiyorum, kopamıyorum kendisinden.

7. En sevdiğin yaşın/yılın hangisiydi ?
Pek çok dönüm noktası belirlediğim yaş var aslında, meşhur iş/meslek degistirmelerim, evler, yolculuklar, evlilik, gezi, doğum. Ama sanırım en sevdiğim 18 yaşımdı. Üniversiteye erken girmiştim. İkinci sınıfta "reşit" oldum (mini mini bir hukuk öğrencisi olarak bunun anlamı çok büyüktü:D). O zaman her şeyi değiştirebileceğime dair büyük bir inancım, öğrenmeye açlığım, keşfetmeye cesaretim vardı. Yıllar içinde hepsi kademeli olarak azaldı, hayal kırıklıkları arttı, umutlar da elbette. Ama 18 yaş "resmen" birey olmamı tum dünyaya ilan ettiğim yaş olarak da önemliydi. Çocukluk ne güzel şey 😉

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Variante Breakfast & Coffee'de kahvaltı + Mazi Antika Cafe'de kahve

Variante 'yi bir gece kapalı olduğu bir saatte gördüm, logosu falan hoşuma gitti. Derken haftasonu gitmeye çalışma gafletinde bulunduk, rezervasyon gerekmekteymiş.* Hafta içi olunca boştu, sonra iki masa doldu ve tosun bir kedi geldi. Mekan tabelasından başlayarak oldukça hoş. Servis kasecikleri neşeli çiçekli şeyler. Hatta porselen kaşıklar geliyor, onlar bile desenli. Yani ortamı beğendik. Tek sıkıntı, dükkanın caddenin sabah güneşi alan tarafında olması. Epey bunaldık otururken, esmiyordu zira. Yemelere gelince, biz iki kişilik kahvaltı istedik, 55 TL. Gayet doyurucu, fiyat - lezzet - porsiyon dengeli. Kahvaltı şunlardan mürekkep: 5-6 çeşit peynir (hepsi lezzetli ancak olağanüstü değil) , yeşil-siyah zeytin, salata (evet söğüş değil adeta bir salata), salam (biz geri gönderdik), pişi, sigara böreği, domates ezmesi gibi bir şey, istediğiniz şekilde yumurta (biz omlet gibi istedik, gayet iyi pişmiş olması ziyadesiyle memnun etti), fındık kreması, tereyağ, vişne? reçeli (kava...

URUMÇİ UYGUR RESTAURANT

 Urumçi Uygur Restoranı denedik. Dostlar, midenizde salça ve sarımsağa yer açın ! Uzak doğu mutfağındaki eksik salçayı bulmuş koymuşlar ! Yediklerimiz: 1- Acılı patates (resmi yok) 2- Patlıcan ve fasulye kavurması 3- Nefis sebzeli et 4- Buharda pişmiş ekmek Sofraya oturur oturmaz da bir termos çay getiriyorlar. Bildiğiniz düz çay. Hani yeşil çay filan olsa daha iyi olurdu... Öncelikle, genel olarak memnun kaldığımızı belirtmeliyiz. Porsiyonlar büyük ve doyurucu. 4 kişi bunlarla fazlasıyla doyduk. Lezzete gelince, sebzeler güzel ve tatları aynıydı (salça ve sarımsak onları birleştirmişti), Asya usulü diriydi, hoşumuza gitti. Ekmek, hayatınızda görebileceğiniz en beyaz ekmek olabilir. Ayrıca tuzsuz idi. Yemeğin tadını dengeledi. Etli sebze yemeğinin içinde değişik bir mantar vardı, çiğne çiğne bitmez. Toplamda 76 TL ödedik. Bir daha gider miyiz? Evet ! Not: Çıkışta bi' büfeden naneli sakızınızı şekerinizi alın deriz. Ç.&N.

Bir zamanlar okuduklarımdan neleri not almışım?

(Şu an neler okuduğumu yazmaya üşeniyorum.) On yıl kadar önce okuduğum edebiyat kitaplarından hoşuma giden alıntıları bir defterde toplamaya başladım. Bunları bazısı ara ara aklıma düşer, bazısını deftere göz gezdirdikçe hatırlarım. Defterimi karıştırıp bazı alıntıları seçip yazmaya karar verdim. Çünkü bu aralar bir kitap yazısı yazmam gerekiyor. Karman çorman bir sürü şeyi bir arada okuduğumdan biraz zor geliyor şu an zihnimi toplayıp onu yazmak. Onun yerine halihazırda derli toplu olan bir şeylerden yazmayı tercih ettim. "Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin?" Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin? Bahar beni kendisine karşılık vermeye zorluyor. Her çiçeğine karşı bir çiçek, ılık esintilerine karşılık ciğerlerimden ılık bir nefes istiyor... Parlaklığına, hafifliğine, coşkusuna karşılık vermem gerekiyor. Bahar sunduğu her şeyi yaşamaya zorlayarak bana şiddet uyguluyor. Barış Bıçakçı, Bizim Büyük Çaresizliğimi...