Ana içeriğe atla

Bu aralar neler dinliyorum II


by N.

Blogumuz dev hizmetlerine devam etmekte. İkinci playlistimizi dinlemek için tıklayınız.

Nouvelle Vague “In a manner of speaking”: Birkaç yıl önce dadanmış şekilde dinlerdim Nouvelle Vague’ı. Geçenlerde bir cafede çaldığında yine aklıma düştü, tekrar döndüm benzer şarkılara. In a manner of speaking güzel sözleri olan yumuşak bir şarkı bence. Bir şeylerle meşgulken arkada çalması özellikle hoşuma gidiyor.

Lana Del Rey “Goodbye Kiss”: İzlediğim filimde ergenliğin kurallarından biri olarak Lana Del Rey dinlemek sayılana kadar sorgusuz sualsiz mutlu mutlu dinlerdim Lanacığımı. Sonra biraz tiksinmedim değil. Şimdi arada bir gizli gizli dinliyorum yine. Çoğu şarkısını seviyorum. Ayrıca Lana güzel de bi kadın. Bu şarkısını çok geç sevdim, ama bu aralar sözleri ve de sakinliği hoşuma gidiyor. Şarkının orijinalini de (Kasabian) dinledim ve sonradan Lana versiyonu çok uyuz geldi, isterseniz siz de bir deneyin.

Beirut  “Postcards from Italy”: Beirut dinlemeye yıllaar yıllar önce geçen aylarda vefat eden arkadaşım vesilesiyle başlamıştım. Bu şarkısı neşeli olsa da mazoşizm kapsamında dinleyip dinleyip hüzünleniyorum.

Nada Senza Un Percha: The Young Pope’u izleyenleriniz bilir. Ben bu şarkıyı ilk o dizide dinleyip sevmiştim. Hala her dinlediğimde beni sarıp sarmalıyor.

LP “Lost on You”: Evet birazcık sıkıldık LP’den; ama şu live version bence hala çok iyi. Resmen gırtlağı ağlıyor.

Russian Red “Loving Strangers”: Bu da yıllar önce bir filmde duyduğum bir şarkıydı. Benim üzerimde sakinleştirici bir etkisi olduğunu keşfettim. Sinirlerim bozulduğunda duymak iyi geliyor.

Beach House: En sevdiğim gruplardan biriydi, sonra çok sıkıldım. Ama geçenlerde tekrar aynı iştahla dinlemeye başladım. Myth ve Heart of Chambers’ı koydum playliste ama genel olarak çoğu şarkılarını severim.

Cigarettes After Sex “Nothings Gonna Hurt You Baby”: Özellikle so sad olduğum vakitlerde içimde bu şarkının sözleri yüzüyor. Cigarettes After Sex’i ilk ne zaman ne vesileyle dinledim hatırlayamıyorum, ama şarkılarının bir çoğu bende benzer hisleri uyandırıyor.

Cold Play “Paradise”: Bu şarkının özellikle klibini çok seviyorum. Nedense bana iki yıl önce çıktığım denizaşırı bir seyahati anımsatıyor (artık o dönem mi dinledim nedir). Geçen o seyahat fotoğraflarına bakarken yine geldi aklıma Paradise. Playlist’im çok mutsuz olmasın diye sona bunu ekleyiverdim. Up up !

ps: Fotoyu şurdan arakladım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Variante Breakfast & Coffee'de kahvaltı + Mazi Antika Cafe'de kahve

Variante 'yi bir gece kapalı olduğu bir saatte gördüm, logosu falan hoşuma gitti. Derken haftasonu gitmeye çalışma gafletinde bulunduk, rezervasyon gerekmekteymiş.* Hafta içi olunca boştu, sonra iki masa doldu ve tosun bir kedi geldi. Mekan tabelasından başlayarak oldukça hoş. Servis kasecikleri neşeli çiçekli şeyler. Hatta porselen kaşıklar geliyor, onlar bile desenli. Yani ortamı beğendik. Tek sıkıntı, dükkanın caddenin sabah güneşi alan tarafında olması. Epey bunaldık otururken, esmiyordu zira. Yemelere gelince, biz iki kişilik kahvaltı istedik, 55 TL. Gayet doyurucu, fiyat - lezzet - porsiyon dengeli. Kahvaltı şunlardan mürekkep: 5-6 çeşit peynir (hepsi lezzetli ancak olağanüstü değil) , yeşil-siyah zeytin, salata (evet söğüş değil adeta bir salata), salam (biz geri gönderdik), pişi, sigara böreği, domates ezmesi gibi bir şey, istediğiniz şekilde yumurta (biz omlet gibi istedik, gayet iyi pişmiş olması ziyadesiyle memnun etti), fındık kreması, tereyağ, vişne? reçeli (kava...

URUMÇİ UYGUR RESTAURANT

 Urumçi Uygur Restoranı denedik. Dostlar, midenizde salça ve sarımsağa yer açın ! Uzak doğu mutfağındaki eksik salçayı bulmuş koymuşlar ! Yediklerimiz: 1- Acılı patates (resmi yok) 2- Patlıcan ve fasulye kavurması 3- Nefis sebzeli et 4- Buharda pişmiş ekmek Sofraya oturur oturmaz da bir termos çay getiriyorlar. Bildiğiniz düz çay. Hani yeşil çay filan olsa daha iyi olurdu... Öncelikle, genel olarak memnun kaldığımızı belirtmeliyiz. Porsiyonlar büyük ve doyurucu. 4 kişi bunlarla fazlasıyla doyduk. Lezzete gelince, sebzeler güzel ve tatları aynıydı (salça ve sarımsak onları birleştirmişti), Asya usulü diriydi, hoşumuza gitti. Ekmek, hayatınızda görebileceğiniz en beyaz ekmek olabilir. Ayrıca tuzsuz idi. Yemeğin tadını dengeledi. Etli sebze yemeğinin içinde değişik bir mantar vardı, çiğne çiğne bitmez. Toplamda 76 TL ödedik. Bir daha gider miyiz? Evet ! Not: Çıkışta bi' büfeden naneli sakızınızı şekerinizi alın deriz. Ç.&N.

Bir zamanlar okuduklarımdan neleri not almışım?

(Şu an neler okuduğumu yazmaya üşeniyorum.) On yıl kadar önce okuduğum edebiyat kitaplarından hoşuma giden alıntıları bir defterde toplamaya başladım. Bunları bazısı ara ara aklıma düşer, bazısını deftere göz gezdirdikçe hatırlarım. Defterimi karıştırıp bazı alıntıları seçip yazmaya karar verdim. Çünkü bu aralar bir kitap yazısı yazmam gerekiyor. Karman çorman bir sürü şeyi bir arada okuduğumdan biraz zor geliyor şu an zihnimi toplayıp onu yazmak. Onun yerine halihazırda derli toplu olan bir şeylerden yazmayı tercih ettim. "Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin?" Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin? Bahar beni kendisine karşılık vermeye zorluyor. Her çiçeğine karşı bir çiçek, ılık esintilerine karşılık ciğerlerimden ılık bir nefes istiyor... Parlaklığına, hafifliğine, coşkusuna karşılık vermem gerekiyor. Bahar sunduğu her şeyi yaşamaya zorlayarak bana şiddet uyguluyor. Barış Bıçakçı, Bizim Büyük Çaresizliğimi...