Ana içeriğe atla

Şu an ne okuyorum II


by N.

Koca bir yaz geçti bitti. Özellikle bütün Ağustosu Ankara’da geçiren weirdo’lardan biri olarak arada pek çok şey okudum; ama bitirdiğim kitapları yazmaya üşeniyorum. Bu yazıyı kaleme aldığım şu zaman diliminde okuduğum kitaplardan bahsedeyim size:

“Adalet Yoksa Gelecek de Yok”, Berat Günçıkan, İş Bankası Yayınları: Yakın veya uzak fark etmez, tarih okumaktan keyif almıyorum. Ancak bu kitap Türkiye’nin yakın tarihini Aysel Çelikel’in yaşam hikayesi bağlamında anlatıyor. Gerçekten nehir sohbetlerinin akıp gittiğini hissediyorsunuz. Kişisel tarihin ülke tarihiyle şekillenip yol alması ister istemez coğrafyanın kaderselliğini de düşündürüyor.

“Çirkinliğin Kültürel Tarihi”, Gretchen E. Henderson, Sel Yayınları: Kitabı özetleyen cümle bence şu: “Çirkinlik ilişkiseldir”. Tarih boyunca bu ilişkinin çeşitli kültürlerde hangi bağlamlarda kurulduğunu öğrenmek isteyenler için güzel bir okuma olabilir.

“Japon Masalları”, Yei T. Ozaki, Çev. Servin Sarıyer, Karakarga Yayınları: Çok sevimli minnoş masallar var içinde. Ailevi görevlerini yerine getirmeyen, sözünde durmayan veya sadece kötü kalplilik yapan Caponcukların başına neler gelmiş okuyabilirsiniz. Bu bir dünya serisi, yani diğer ülke masalları da mevcut. Ben Japon’la başladım, sanırım İran’la devam ederim.

“Akıl Hastalarının İç Dünyası”, Bert Kaplan, Öteki/Psikoloji: Kendimi bildim bileli kütüphanemde bulunan bu kitabı neden bu aralar merak edip elime aldım hatırlamıyorum, ama özellikle ünlülerin hikayesini anlattığı son bölüm çok güzel. Kitabı baştan-sondan-ortadan okuduğum için bütünsel bir yorum yapamayacağım. Psikoloji sevenler bir karıştırsın bence.

“Avrupa’da Müslüman Azınlıklar”, Kadir Canatan, İnsan Yayınları: Kitabı bir araştırmada kullanmak üzere aldım. Henüz yeni başladığımdan pek yorum yapamayacağım. Ancak gerek bu kitap gerek benzerleri için rahatsız olduğum bir hususu yazmadan geçemeyeceğim: Neden atıf yok?! Yani kitabın sonunda “Yararlanılan Kaynaklar” diye bir bölüm var, ancak neyi nerden aldığını göstermeyen her türlü atıf usulü son derece elverişsiz. Yakın bir zamanda Türkiye’nin ünlü akademisyenlerinden biri daha böyle atıfsız bir kitap çıkarmıştı. Tam bir hayalkırıklığı olmuştu benim için.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Variante Breakfast & Coffee'de kahvaltı + Mazi Antika Cafe'de kahve

Variante 'yi bir gece kapalı olduğu bir saatte gördüm, logosu falan hoşuma gitti. Derken haftasonu gitmeye çalışma gafletinde bulunduk, rezervasyon gerekmekteymiş.* Hafta içi olunca boştu, sonra iki masa doldu ve tosun bir kedi geldi. Mekan tabelasından başlayarak oldukça hoş. Servis kasecikleri neşeli çiçekli şeyler. Hatta porselen kaşıklar geliyor, onlar bile desenli. Yani ortamı beğendik. Tek sıkıntı, dükkanın caddenin sabah güneşi alan tarafında olması. Epey bunaldık otururken, esmiyordu zira. Yemelere gelince, biz iki kişilik kahvaltı istedik, 55 TL. Gayet doyurucu, fiyat - lezzet - porsiyon dengeli. Kahvaltı şunlardan mürekkep: 5-6 çeşit peynir (hepsi lezzetli ancak olağanüstü değil) , yeşil-siyah zeytin, salata (evet söğüş değil adeta bir salata), salam (biz geri gönderdik), pişi, sigara böreği, domates ezmesi gibi bir şey, istediğiniz şekilde yumurta (biz omlet gibi istedik, gayet iyi pişmiş olması ziyadesiyle memnun etti), fındık kreması, tereyağ, vişne? reçeli (kava...

URUMÇİ UYGUR RESTAURANT

 Urumçi Uygur Restoranı denedik. Dostlar, midenizde salça ve sarımsağa yer açın ! Uzak doğu mutfağındaki eksik salçayı bulmuş koymuşlar ! Yediklerimiz: 1- Acılı patates (resmi yok) 2- Patlıcan ve fasulye kavurması 3- Nefis sebzeli et 4- Buharda pişmiş ekmek Sofraya oturur oturmaz da bir termos çay getiriyorlar. Bildiğiniz düz çay. Hani yeşil çay filan olsa daha iyi olurdu... Öncelikle, genel olarak memnun kaldığımızı belirtmeliyiz. Porsiyonlar büyük ve doyurucu. 4 kişi bunlarla fazlasıyla doyduk. Lezzete gelince, sebzeler güzel ve tatları aynıydı (salça ve sarımsak onları birleştirmişti), Asya usulü diriydi, hoşumuza gitti. Ekmek, hayatınızda görebileceğiniz en beyaz ekmek olabilir. Ayrıca tuzsuz idi. Yemeğin tadını dengeledi. Etli sebze yemeğinin içinde değişik bir mantar vardı, çiğne çiğne bitmez. Toplamda 76 TL ödedik. Bir daha gider miyiz? Evet ! Not: Çıkışta bi' büfeden naneli sakızınızı şekerinizi alın deriz. Ç.&N.

Bir zamanlar okuduklarımdan neleri not almışım?

(Şu an neler okuduğumu yazmaya üşeniyorum.) On yıl kadar önce okuduğum edebiyat kitaplarından hoşuma giden alıntıları bir defterde toplamaya başladım. Bunları bazısı ara ara aklıma düşer, bazısını deftere göz gezdirdikçe hatırlarım. Defterimi karıştırıp bazı alıntıları seçip yazmaya karar verdim. Çünkü bu aralar bir kitap yazısı yazmam gerekiyor. Karman çorman bir sürü şeyi bir arada okuduğumdan biraz zor geliyor şu an zihnimi toplayıp onu yazmak. Onun yerine halihazırda derli toplu olan bir şeylerden yazmayı tercih ettim. "Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin?" Baharın nasıl bir şiddet içerdiğini fark ediyor musun sen de Çetin? Bahar beni kendisine karşılık vermeye zorluyor. Her çiçeğine karşı bir çiçek, ılık esintilerine karşılık ciğerlerimden ılık bir nefes istiyor... Parlaklığına, hafifliğine, coşkusuna karşılık vermem gerekiyor. Bahar sunduğu her şeyi yaşamaya zorlayarak bana şiddet uyguluyor. Barış Bıçakçı, Bizim Büyük Çaresizliğimi...